




40 yaşındaki Ayşe Gülnev Osmanoğlu, Sultan V. Murad’ın torunu Osman Selahaddin Osmanoğlu’nun kızı. İyi bir eğitim alan Osmanoğlu, beş çocuk sahibi. Küçükken hep beş tane oyuncak bebekle oynadığını anlatan genç sultan “Evlenince eşimi ikna edip beş çocuk yaptım” diyor
İnci Döndaş / idondas@stargazete.com
Bodrum’da, sade döşenmiş ama duvar kağıdından sandalyelere her şeyi özenle seçilmiş bir evdeyiz. Burası adeta Osmanlı döneminden kalan minyatür bir saray havasında. Kapıyı beyaz giysiler içinde genç bir hanım açıyor. Adı Ayşe Gülnev Osmanoğlu. 40 yaşında olduğunu söylüyor ama daha genç görünüyor. Kendisi, Sultan Murad’ın torunu Osman Selahaddin Osmanoğlu’nun kızı. Annesi Yunan asıllı bir İngiliz. İngiltere’de doğup büyüyen, orada eğitim gören Ayşe Gülnev Sultan, Türkçe’yi yeni öğrendiğini söylüyor.
Sohbet devam ederken evin içi neşeyle doluyor. Dördü erkek, biri kız tam beş çocuk “Mommy” diye sesleniyor. Hepsi sarışın, renkli gözlü ve sevimliler. Denizden gelmişler, üzerlerinde mayoları... Beşi de Ayşe Gülnev Sultan’ın çocukları. Zaten onun beş çocuk annesi olduğunu öğrenenler inanmıyor.
Geçen ay babası Osman Selahaddin Osmanoğlu’nun 70’inci doğum günü için Bodrum’daki evinde bir parti düzenlemesiyle gündeme gelen Ayşe Gülnev Sultan, İngiltere’de yaşıyor. Tarih ve politika eğitimi aldıktan sonra Nicholas Sutton ile evlendi. Çift şu an İngiltere’de emlak işleriyle uğraşıyor. Son birkaç yıldır ise yazları Bodrum’da geçiriyorlar. Ayşe Gülnev Sultan “Çocuklar Bodrum’u, eşim de Türkiye’yi çok seviyor. Hep Türkiye’de bir ev istiyordum, eşim bana Bodrum’daki bu evi satın aldı” diyor.
Günümüzde pek çok kadın birden fazla çocuk istemezken tam beş çocuk yapan ama buna rağmen çok genç ve güzel kalabilen Ayşe Gülnev Sultan ile anneliği ve ‘yeni jenerasyon Osmanlı’ olan çocuklarını konuştuk...
EŞİMİ ZOR İKNA ETTİM
• Beş çocuk annesisiniz. Neden beş çocuk?
Küçüklüğümden beri hep beş çocuğum olsun istedim. Beş oyuncak bebeğim vardı, hepsine isim vermiştim. Annem beş ya da altı yaşındayken küçük bir anne gibi davrandığımı söylerdi. Evlendikten sonra eşim iki çocuk istedi ama onu ikna ettim.
• Eşinizi nasıl ikna ettiniz?
Sadece ‘Bir tane daha istiyorum, bir tane daha istiyorum, bir tane daha istiyorum dedim. Beşinci çocuktan sonra ‘Tamam’ dedi. Altıncı için de ikna etmeye çalıştım ama beşin onun için bir limit olduğunu biliyorum. Bir tane daha isterdim ama...
• Gerçekten mi?
Hamile olmayı çok seviyorum.
• Neden?
Sanki içinizde bir mucize gerçekleşiyor. Birlikte bir hayat yaratıyorsun. Yeni bir hayatın içinizde hareket ettiğini, büyüdüğünü hissediyorsun. Bir çiçeği büyütemem ama beş çocuk yapabilirim.
• Pek çok genç kadın günümüzde çocuk sahibi olmak istemiyor oysa.
Çok üzücü çünkü neler kaybettiğini bilmiyorlar. Çocuk sahibi olmak bana her gün yeni keyif veriyor. Bir bebeğe bakamamak, onu büyürken görememek bence trajik bir durum.
• İngiltere’de yaşıyorsunuz. Orada beş çocuğunuz olduğunu öğrendiklerinde insanların yorumları nedir?
Türklerle aynı yorumu yapıyor, ‘Çok fazla’ diyorlar. Birçok arkadaşım genelde iki çocuk sahibi, birkaçı da üç çocuk. Bizim kadar çocuk sahibi olan bir aile daha bilmiyorum. Çocuklarımızı görenler ‘Hepsi sizin mi?’ diyor. Şoke oluyorlar. Hayat pahalı, beş çocuk sahibi olmak oldukça zor.
• Sizin için zor değil mi?
Zor. Çocuklar ilgi bekliyor. Beş çocuk annesi olarak hepsine aynı ilgiyi gösterdiğimden emin olmak istiyorum. Yılda bir günü bir çocuğuma ayırıyorum, o günü sadece onunla geçirip özel şeyler yapıyorum. Yoruluyorum tabii kolay değil.
• Aynı zamanda çalışıyorsunuz.
Evden çalışıyorum, çok zor olmuyor.
• Osmanlı ailesi üyesisiniz. Ailenizi çocuklarınıza nasıl anlatıyorsunuz?
Çocuklar henüz çok küçük. Bana sorular sorduklarında yanıt veriyorum. Evimizde çok fazla fotoğraf var, birkaç yıl önce Dolmabahçe’de bir resepsiyon vardı birkaç yıl önce, orada aileyi idrak ettiler. Dolmabahçe’yi sordular, büyükannemin orada yaşadığını söyledim. Kendi büyükanneleri normal bir evde yaşarken, benim ailemin sarayda yaşamasını öğrenmeleri üzerine pek çok soru sordular. Ben de anlatmaya başladım.
Şans için kıyafetime dokunuyorlar
• İnsanlar Türkiye’de sizi sokakta tanıyor mu?
Hayır. Büyükbabam ve büyükannemin cenaze töreni olduğunda valilik bize koruma vermişti. İşte o zaman benden hoşlanmayan bir insanın zarar vermek isteyebileceğini düşünmüştüm. Bazen insanlar kim olduğumu öğrendiğinde kıyafetime dokunmak istiyor. Büyükannemin cenaze töreninde bir kadın kızıyla yanıma geldi ve şans için kızının bana dokunmak istediğini söyledi. Geleneğe göre sultanın kendisine ve elbisesine dokunulunca şans getirdiğine inanılıyormuş. Kadın gençti ve bu çok eski geleneği bilmesine şaşırdım. Bazen tanınmak güzel. Mesela restoranda hiç yer yokken, bana masa bulabiliyorlar.
• Peki İngiltere’de durum nasıl?
Orada durum değişik. Ehliyetimde, kredi kartımda prenses olduğum yazılı.
Kızıma Tatyana Aliye ismini verdim çünkü...
• Çocuklarınızın isimlerini nasıl seçtiniz?
Hepsinin bir Türk, bir yabancı ismi var. Büyük oğlum Maximilian Ali 10 yaşında. Cosmo Tarık sekiz yaşında. Tarık, aile ismi değil ama çok seviyordum bu ismi. Yedi yaşındaki oğlumun adı Lysander Cengiz, Cengiz ismi eski ve güzel bir Türk ismi. Kızım Tatyana Aliye ise beş yaşında. Aliye, büyükannemin ismi. Tatyana, benim oyuncak bebeklerimden birine verdiğim isimdi. Rus Çarı 2. Nicholas’ın beş çocuğu vardı, en güzel kızının adı Tatyana idi. Bir film izlemiştim onlarla ilgili. Benim ailemle onun ailesi arasında parallelik kurdum. Kimse incinmeden Türkiye’den ayrıldık ama Rus Çarı’nın sonu öyle olmadı. Ondan etkilenmiştim, Tatyana ismi de oradan geliyor. Küçük oğlum da Ferdinand Ziya, dört yaşında. Çocuklarımın ismi yurtdışında da kolayca telaffuz ediliyor. İsmimle ilgili hayatım boyunca problem yaşadım. Hiçbir zaman kimse doğru söyleyemedi. Kocam bile Ayşe’deki ‘ş’ harfini çıkaramıyor.
Chelsea’nin maçlarına kombinemizle gidiyoruz
• Beş çocuk birbiriyle nasıl anlaşıyor?
Hepsi yakın arkadaş. Beşi küçük bir takım gibi. Üç büyük oğlum, her şeyi birlikte yapıyor. İki küçük çocuğum ise birlikte. İkinci oğlum Tarık, kızım Aliye ile çok yakın. Dışarı çıktıklarında elini bırakmıyor, onunla yakından ilgileniyor. Sportmen çocuklar. Su sporları yapıyorlar, Bodrum’da yazları. Futbolu çok seviyorlar. Mesela Chelsea’nin maçı vardı ve kaydettik, bugün izlediler. Bana ‘Anne Drogba’nın gollerini izledin mi?’ diye soruyorlar. Ben de Drogba’nın kim olduğunu bilmek durumundayım. Onlarla bazen ben de futbol maçlarını izliyorum.
• Stada gidiyor musunuz birlikte?
Chelsea’nin maçlarını izlemek için Stamford Bridge’e gidiyoruz. İki kişilik kombinemiz var. Bazen çocuklardan birini ben alıyorum gidiyorum, bazen eşim Nick birini alıp gidiyor. Bazen iki bilet daha alıp üçünü eşim maça götürüyor.
TARIK İYİ FUTBOL OYNUYOR
• Peki iyi futbol oynuyorlar mı?
İkinci oğlum Tarık çok iyi. Hem okulda hem de yaşadığımız yerde, küçük bir kulüpte futbol oynuyor. Ne zaman izlesem hayran kalıyorum. Tarık’ı futbol akademisine vermemizi söylediler ama bence hala küçük. Tarık, tenis ve golfte de iyi, eğer futbol akademisine giderse diğer sporlara zaman ayıramayabilir. Daha sekiz yaşında ve bence futbolu seçmesi için çok erken bir yaş.
• Peki Aliye onlar futbol maçı izlerken ne yapıyor?
Aliye şarkı söylemeyi ve dans etmeyi seviyor. Bebekleri de var, onların annesiymiş gibi oynuyor. Ben de o bebeklerin büyükannesi gibi davranıyorum (gülüyor).
• Size mi benziyor?
Annem de söylüyor ama bilmiyorum, göreceğiz.
Güzellik sırrı genlerinde
• Sizi gören beş çocuk annesi olduğunuza inanmaz. Herkes güzelliğiniz konusunda hemfikir. Nedir sırrınız?
Çocukların peşinden koşmak (gülüyor). Haftada bir tenis oynuyorum, yıllar önce yaşadığım yerde tenis turnuvalarına katılırdım. Bir de genlerimizde var. Annem de ince bir kadın. Yüzmem, jimnastik yapmam, bence çok sıkıcı.